Mersin Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | habermersin.com
2026-07-20 04:53:23

Toplumsal Güvenin ve Vicdanın Ölümü: Yardım Çatısı Altındaki Büyük İhanet

Cebrail Gabriel AYAZ

cgayaz@habermersin.com 20 Temmuz 2026, 04:53

Defalarca yazdık, defalarca uyardık... Önce bu ülkede belirli ideolojiler, özellikle de sol değerler üzerinden sahte bir "güvenilirlik algısı" inşa ettiler. Ardından, bu algıyı sermaye yaparak büyük bir toplumsal mühendisliğe ve suistimale giriştiler.

Ne yazık ki toplum, yaşadığı onca travmadan zerre kadar ders almadı. "Vicdan da, akıl da bizim tekelimizdedir" diyenler, her seferinde aynı duvara toslamalarına rağmen akıllanmadılar. Çünkü hayatın kanunudur; sen o dersi idrak edene kadar, o sınav devam eder. Normal şartlarda hayal kırıklıkları toplulukları eğitir, krizlerden büyük dersler çıkarılır. Ancak karşımızda aklı başında, özeleştiri yapabilen bir kitle olmayınca bu uyanış bir türlü gerçekleşmiyor.

"Devlet Yok, Ahbap Var" Algısı ve Merhamet Sömürüsü

Son dönemde yaşanan malum "Haluk" ve "Ahbap" vakası üzerinden gidelim... Geçmişi şaibelerle dolu figürlere, sırf popüler kültürün cilasıyla parlatıldıkları için sorgusuz sualsiz güvenmek, ancak aklını kiraya vermiş kitlelerin işidir. "Ahbaplık" adı altında kurulan bu düzende, ne yazık ki en temiz duygularımız dolandırıldı. Çevremize şöyle bir baktığımızda, sırf "ahbabına" kefil olduğu için hayatı kararan insanların hikayelerini hepimiz biliriz.

İşin asıl kan donduran boyutu ise vicdan meselesidir. İnsan, hangi vicdanla milyonlarca depremzede için, o en acı günlerde toplanmış bağışları çarçur edebilir? Hangi ahlak anlayışı, o yardımların kumar masalarında veya yasa dışı bahis sitelerinde eritilmesi iddialarına göz yumabilir? Bu soruların yanıtı aslında hepimizin malumu; ortada devasa bir ahlaki çöküş var.

Türkiye'nin en büyük acılarından birini yaşadığı, insanların en temiz, en yardımsever duygularla seferber olduğu bir dönemde, "Devlet yok, Ahbap var" algısını pompalayanlar bu sürecin baş mimarlarıdır. İnsanların merhametini bu yapıya yönlendiren, onlara kefil olan ve bu çarpık düzene aracılık eden herkes en az o paraları hiç edenler kadar vicdansızdır ve bu ihanetin doğrudan ortağıdır.

Doğunun Erdemi, Batının Çıkarcılığına Yenik Düşerken...

Bu olayın halka yansıması, basit bir adli vaka olmanın çok ötesindedir. Karşımızdaki tablo, kültürel bir yıkım eşliğinde toplumsal vicdanın tamamen kaybolmasıdır. Korkarım ki, bir daha böylesine büyük bir afet yaşadığımızda, bu ihaneti hatırlayan insanlar şüpheye kapılacak ve yardım etmekten imtina edecektir. Yapılan bu haysiyetsizliğin faturası sadece bir derneğe değil; devlete ve gerçekten insanlara yardım eli uzatan tüm meşru kuruluşlara kesilecektir.

Daha önce de sıkça vurguladığım bir Doğu-Batı kıyaslaması vardır: Doğu medeniyetinde yardımseverlik en yüce "Erdem" iken, Batı zihniyetinde çoğu zaman bir "Enayilik" olarak görülür.

Bugün, maskeli fırsatçılar üzerinden kültürümüzle, ahlakımızla ve bin yıllık değerlerimizle oynuyorlar. En insani duyguları bile suistimal ederek, bu coğrafyanın genetik kodlarını bozuyorlar; toplumu çıkarcı, bencil ve inancını yitirmiş bir yığına dönüştürmeye çalışıyorlar.

Aydın Suskunluğu: Fosseptik Patladı, Bataklık Göründü

İşin en vahim ve mide bulandırıcı noktası ise şudur: Kendini bu ülkenin aydını, bilim insanı, kanaat önderi, sanatçısı ya da siyasetçisi olarak pazarlayan figürlerin bu korkunç dolandırıcılık vakası karşısındaki suskunluğudur. Yaşanan ahlaki çöküşü çarpıtmaları, konuyu magazinleştirerek geçiştirmeye çalışmaları ve meselenin "toplumsal ahlak" boyutuna tek kelime etmemeleri dehşet vericidir.

Bu durumu ancak şöyle özetleyebiliriz: Ortada çok büyük bir fosseptik patladı ve gördük ki aslında hepsi aynı bataklığın içindelermiş. Aynı kirli suyun beslemesi oldukları için, şimdi birbirlerinin ayıplarını örtmeye, patlayan lağımı küçük gösterip kendi sahte itibarlarını kurtarmaya çalışıyorlar. Görüyoruz ki; Atatürkçüsü, solcusu ya da sosyalisti maskesi takmış birçok çevre aynı bataklığın mahsulüymüş.

Vicdan Öldürüldü!

Evet, bu ülkede vicdan öldü. "Gerçek vicdan bizim tekelimizdedir" diyerek ortada gezinenler tarafından kasten öldürüldü.

Bugün bir felaket olsa ve aynı isimler bir yardım kampanyası başlatsa, dün topladıkları paranın onda birini bile toplayamazlar. Yazık, gerçekten çok yazık. Bu şahsiyet yoksunu yapılar rezil olmanın ne demek olduğunu bilmiyorlar; çünkü bu mahallede rezili rezil edecek bir akıl, bunu haykıracak bir vicdan ve cesaret kalmadı. Peki sağ kesimde var mı? Maalesef orada da durum pek farklı değil.

Unutulmamalıdır ki; Doğu medeniyeti Akıl, Vicdan, Yardımlaşma, Hoşgörü ve Adalet zemininde yükselir. Batı'nın çıkarcı ve maddeci barbarlığına benzemez.

Anlayan, umarım bu ağır dersi almıştır...

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.