Sabah işe yetişme telaşı, akşam dönüş yolunun yorgunluğu… İstanbul’da, Ankara’da ya da ülkenin herhangi bir şehrinde direksiyon başına geçen hemen her sürücünün ortak bir arzusu var: Güvenle ve huzurla menziline ulaşmak. Ancak ne yazık ki, her gün trafiğe çıktığımızda bu huzuru tek bir hamlesiyle sabote eden, yolları kendi oyun alanı sanan bir güruhla karşılaşıyoruz. Bahsettiğim kitle; sinyal vermeyi zayıflık sayan, sürekli şerit değiştirerek (slalom yaparak) akan trafiğin ritmini bozan "makasçılar."
Trafik kuralları, sadece cezai yaptırımları olan kuru maddelerden ibaret değildir; yollarda birbirimizin canını korumak için imzaladığımız sessiz bir toplumsal sözleşmedir. Bu sözleşmenin en önemli maddesi ise öngörülebilirliktir. Yanınızdaki aracın ne yapacağını bilirseniz, güvendesinizdir. Oysa sürekli şerit değiştiren bir sürücü, arkasındaki ve yanındaki herkes için birer pimi çekilmiş bomba gibidir.
Peki, bu slalom sevdası trafikte neye yol açıyor?
Her şeyden önce, muazzam bir dikkat dağınıklığı ve panik dalgası. Aynasından dikizlediği aracın bir sağa bir sola ani hamleler yaptığını gören bir sürücü, ister istemez irkilir. "Bana vuracak mı?", "Sağımdan mı geçecek, solumdan mı?" sorusu beyinde saniyeler içinde dönerken, o sürücünün kendi şeridine ve önüne olan odağı tamamen dağılır. Panikle yapılan ani bir fren veya refleksle kırılan bir direksiyon, zincirleme kazaların en büyük davetiyesidir.
İşin psikolojik boyutu ise daha vahim. Bu davranışı sergileyenler genellikle kendilerini "usta şoför" olarak görürler. Oysa yaptıkları şey ustalık değil, düpedüz empati yoksunluğudur. Diğer sürücülerin canını, malını ve akıl sağlığını hiçe sayarak üç araç öne geçmek, kişiye bir şey kazandırmaz. Aksine, trafiği daha da sıkıştırır, arkada kilometrelerce uzayan dur-kalk kuyruklarına sebep olur.
Trafik ortamı, bireysel egoların tatmin edileceği bir yarış pisti değildir. Direksiyon başındaki olgunluk; kuralların bilincinde olmak, hamlelerinin sonuçlarını düşünmek ve en önemlisi başkalarının hayatına saygı duymaktan geçer.
Yollarda huzur istiyorsak, cezaların caydırıcılığı kadar, "Ben bu şeritten gidersem ne olur?" sorusunu kendimize sorma kültürünü yerleştirmeliyiz. Unutmayalım; trafikte usta sürücü, en hızlı makas atan değil, arkasındaki sürücüye fren yaptırmayacak kadar güvenli ve öngörülebilir araç kullanandır.