Siyasetin son dönemde geldiği noktaya bakınca insanın adeta dili tutuluyor. Gündemin hızına yetişmek bir yana, yaşanan savrulmaları mantık çerçevesine oturtmak her geçen gün zorlaşıyor. Aşağı baksanız ayrı bir ince hesap, yukarı baksanız bambaşka bir denge unsuru... Ne yana dönseniz “durumdan vazife çıkaranlar” hazır kıta bekliyor.
Siyaset sahnesinde dün başka yerde duranların, bugün hiç beklenmedik, bambaşka kapılarda görünmesi artık kimseyi şaşırtmıyor. Ancak bu kanıksanmışlık hali, sormamız gereken o asıl soruyu değiştirmiyor: Değişen gerçekten ilkeler mi, yoksa sadece adresler mi?
Vitrin Siyaseti ve Sessiz Yığınlar
Partiler, liderler, logolar gelip geçer; ancak olan yine her zamanki gibi sessiz seçmene olur. Fatura, yıllarca o yükü sırtında taşıyan, hiçbir karşılık beklemeden fedakârlık yapan, slogan atmadan sabırla bekleyenlere kesilir.
Mevcut düzene baktığımızda, terazinin dengesinin şaştığını görüyoruz. Sahada kan ter içinde koşturanlara, emek verenlere değil; vitrinde şık pozlar verenlere alan açılan bir sistem işliyor sanki.
-
Emek veren kenarda beklerken,
-
Vitrin meraklıları ön safları tutuyor.
Kulisler, Transferler ve Teşkilat Gerçeği
Bugün yapılan ziyaretler, yarın "bomba kulis" diye pazarlanan transfer söylentileri... Henüz teşkilatın kapısından girmemiş, tabanı tanımayan isimler üzerinden bir "oldu bitti" beklentisi üretmek, siyaseti akılla değil, aceleyle okumanın bir sonucudur.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir; kimse kusura bakmasın ama bu işler sadece kulis bilgileriyle, medya şovlarıyla ya da yapay alkışlarla yürümez. Siyaset; samimiyetle, emekle ve sahici bir duruşla yapılır.
Zaman En Büyük Hakemdir
Bakalım önümüzdeki günlerde daha hangi manzaralara, hangi keskin dönüşlere şahit olacağız? Biz yine de notumuzu düşelim, kenara yazalım. Çünkü zaman, her şeyi ve herkesi olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla ortaya koyar.
Aceleyle kurulan masalar devrilir ama sabırla, ilkeyle duranlar kazanır. Hayırlısı.
