Limonun başkenti olan Erdemli'de;
Depolar limonla dolu.
Ama Ankara’da konuşulan konu ne?
Limon ithalatı.
Gerçekten insan sormadan edemiyor:
Çiftçinin aklıyla alay mı ediliyor?
Daha düne kadar üretici limonunu satamıyordu. İhracat yasaklandı, piyasa kilitlendi, tonlarca limon dalında çürüdü. Çiftçi borçlandı, bazıları ağaçlarını kesmek zorunda kaldı. O gün üretici feryat ederken, karar vericiler masa başında rakamlarla oynuyordu.
Şimdi ise aynı üreticinin karşısına bu kez ithalat çıkıyor.
Yani kendi çiftçine “ürettiğin değersiz” diyeceksin, sonra gidip başka ülkelerin çiftçisini destekleyeceksin.
Bunun adı politika değil.
Bunun adı yerli üreticiyi cezalandırmaktır.
Erdemli’de binlerce aile limondan geçiniyor. Birçok köyde limon demek hayat demek. Bahçedeki her ağaç yılların emeği, borcu, umudu demek.
Ama görünen o ki üreticinin emeği bazı masalarda hiç hesaba katılmıyor.
Üstelik Erdemli’de üreticinin bir başka sorusu daha var.
Limon ihracatı yasaklandığında Ankara’nın yolunu tutanlar vardı. “Üreticinin yanındayız” diyenler vardı. Açıklamalar yapıldı, fotoğraflar verildi.
Peki şimdi ne oldu?
Bugün limon ithalatı konuşulurken aynı ses neden çıkmıyor?
Erdemli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Karagöz ile Erdemli Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin için artık net konuşma zamanı gelmiştir.
Çünkü temsil makamları sessizlik makamı değildir.
O koltuklar üreticinin hakkını savunmak için vardır.
Erdemli’de çiftçi artık sabrının sonuna gelmiş durumda.
Çiftçi diyor ki:
“Dün ihracat için Ankara’ya gidenler, bugün ithalat gündeme gelince neden susuyor?”
Üretici artık fotoğraf değil, tavır görmek istiyor.
Söz değil, mücadele görmek istiyor.
Çünkü limon ithalatı demek;
yerli üreticinin fiyatının çökmesi demektir,
bahçelerin kaderine terk edilmesi demektir,
Türkiye’nin kendi toprağında yetişen ürüne yabancı kalması demektir.
Bu ülkenin çiftçisi üretmek istiyor. Ama her yanlış kararla biraz daha üretimden koparılıyor.
Ve bugün Erdemli’de sorulan soru çok nettir:
Türkiye limon ithal edecek kadar mı çaresiz,
yoksa birileri bu kapının açılmasını özellikle mi istiyor?
Çünkü tarih bize şunu defalarca gösterdi:
Önce üretici zayıflatılır.
Sonra ithalat kapıları açılır.
Sonra o ülke kendi toprağında yetişen ürüne muhtaç hale gelir.
Erdemli’nin limon bahçeleri bugün sessiz olabilir.
Ama o bahçelerdeki insanların sabrı sessiz değil.
Ve unutulmasın:
Bir ülke ithalatla değil, üreticiyle ayakta kalır.
