Bal, ıslahın direksiyonu değil; aynasıdır.

Bir koloni ne kadar güçlü olursa olsun, eğer çevre nektar sunmuyorsa bal oluşmaz. Nektar akımı; bitki florası, yağış rejimi, sıcaklık dalgalanmaları ve rüzgârla belirlenir. Aynı koloni, aynı genetik yapı ve aynı yönetimle bir yıl rekor bal yaparken, ertesi yıl neredeyse hiç bal yapmayabilir. Bu fark koloniye değil, çevrenin o yıl verdiği izne aittir.

Bal, ıslahın direksiyonu değil; aynasıdır.

Bir koloni ne kadar güçlü olursa olsun, eğer çevre nektar sunmuyorsa bal oluşmaz. Nektar akımı; bitki florası, yağış rejimi, sıcaklık dalgalanmaları ve rüzgârla belirlenir. Aynı koloni, aynı genetik yapı ve aynı yönetimle bir yıl rekor bal yaparken, ertesi yıl neredeyse hiç bal yapmayabilir. Bu fark koloniye değil, çevrenin o yıl verdiği izne aittir.

Bal üretimi, koloninin bir “hayatta kalma” refleksi değil, bolluk dönemine verilen bir tepkidir. Arı önce yaşamını garanti altına alır: nüfusunu dengeler, yavruyu besler, hastalık baskısıyla baş eder. Ancak bu temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra ve çevre fazla kaynak sunduğunda bal depolanır. Dolayısıyla bal, koloninin zor zamanda değil; rahat zamanda verdiği bir üründür.

Bu noktada kritik bir ayrım ortaya çıkar:

Bal performansı, genetikten ziyade ekolojik uygunluğun göstergesidir. Bir koloninin çok bal yapması, her zaman üstün genetik taşıdığını kanıtlamaz. Çoğu zaman bu, doğru yerde, doğru zamanda, doğru bitkiyle karşılaşmış olmanın sonucudur. Aynı koloni, aynı arıcıyla ama farklı bir coğrafyada sıradan kalabilir.

Islah açısından bakıldığında bal, güvenilir bir seçim kriteri değildir. Çünkü bal değişkendir; genetik kalıcıdır. Çevre her yıl değişir, ama koloni biyolojisi nesiller boyunca aktarılır. Kıştan güçlü çıkma, hastalıklara direnç, kaynakları verimli kullanma ve stres altında çökmeden kalabilme gibi özellikler, genetiğin imzasıdır. Bal ise bu imzanın üzerine çevrenin attığı geçici bir mühürdür.

“Bal çevrenin hediyesidir” demek, balı küçümsemek değildir. Aksine, balın gerçek değerini yerine koymaktır. Bal, koloninin değil; ekosistemin armağanıdır. Arıcı bu armağanı ancak doğru koloniyi, doğru yerde, doğru zamanda buluşturabildiğinde alabilir.

Bal, ölçülecek bir başarıdan çok, okunacak bir işarettir. O yıl çevre konuşmuştur; koloni dinlemiş ve cevap vermiştir. Asıl soru şudur:

Çevre sustuğunda koloni hâlâ ayakta mı?

İşte arıcılığın ve ıslahın gerçek sınavı tam da burada başlar.

Bal, Islahın Direksiyonu Değil; Aynasıdır

Direksiyon, iradeyi temsil eder. Nereye gidileceğine karar verir, rotayı belirler, dönüşleri yönetir. Islahın direksiyonu ise genetik tercihlerdir: hangi kolonilerin damızlık alınacağı, hangi özelliklerin kilitleneceği, hangilerinin eleneceği. Dayanıklılık, denge, hastalık toleransı, kış biyolojisi ve kaynak yönetimi bu direksiyonun parçalarıdır. Bal ise bu kararların sonucunda yolun nasıl alındığını gösteren yansımadır.

Ayna, geçmişi gösterir. Arkada ne olduğunu, nereden geldiğimizi, yolun bizi nasıl etkilediğini anlatır. Bal da böyledir. Bir koloni çok bal yaptıysa, bu çoğu zaman çevrenin o yıl cömert olduğunu, yönetimin doğru zamanda doğru hamleleri yaptığını ve koloninin bu fırsatı değerlendirebildiğini gösterir. Ancak bu görüntü, gelecekte de aynı performansın olacağını garanti etmez. Ayna tahmin yapmaz; durumu raporlar.

Islahı bal üzerinden yönlendirmek, direksiyonu aynaya bağlamak gibidir. Sürekli arkaya bakarak ilerlemeye çalışmak, kaçınılmaz olarak savrulmaya yol açar. Bir yıl yüksek bal yapan koloniyi tek başına damızlık almak, çoğu zaman çevresel bir başarının genetik bir üstünlük sanılmasıdır. Oysa aynı koloni, zor bir yılda çökebilir; çünkü bal, stres altında verilen bir sınav değildir. Bal bolluğun ürünüdür, kıtlığın değil.

Gerçek ıslah, bal yokken de ayakta kalabileni seçer. Kıştan güçlü çıkan, hastalık baskısında çökmeyen, kaynakları ölçülü kullanan ve panik yapmayan koloniler, direksiyonu tutabilecek genetik altyapıyı taşır. Bu koloniler iyi bir yılda bal yaparsa, işte o zaman ayna temiz bir görüntü verir. Bal burada bir hedef değil, doğru yönde gidildiğinin teyidi olur.

Bal, ıslahın dili değildir ama ıslahın geri bildirimidir. Yanlış genetik tercihler yapıldığında, bal ya aşırı ve yıkıcı olur ya da tamamen kaybolur. Doğru tercihlerde ise bal, sürdürülebilir ve dengeli biçimde ortaya çıkar. Ayna netleşir çünkü yol düzgündür.

Sonuçta bal, koloninin kim olduğunu değil; hangi koşullarda neye dönüştüğünü gösterir. Islahın işi kimliği inşa etmektir, görüntüyü değil. Bu yüzden yönümüzü balın parlaklığına göre değil; koloninin zor zamanlardaki duruşuna göre belirleriz.

Bal aynaya baktığımızda gördüğümüz şeydir.

Direksiyonu tutan ise bizim genetik tercihimizdir.

Islah, aynaya hayran kalmak değil; yolu doğru seçme sanatıdır.

Birol KOYUNCU

Haber Mersin

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER