Adını her andığımda içimde eski bir sızı uyanır. Bir kelimenin bu kadar ağır, bu kadar şefkatli olabilmesi tuhaf gelir bana.
Regaip; arzu edilen demekmiş.
İnsan neyi arzular bu dünyada?
Biraz huzur…
Biraz affedilmek…
Biraz da dayanacak güç.
Bu gece göğe açılan elleri izleyeceğim.
Kimisi konuşmadan ağlayacak, kimisi cümle kuramadan susacak.
Çünkü bazı dualar dilden değil, kalpten yükselecek.
Ben de sustuklarımı koyacağım gecenin avucuna. Söyleyemediklerimi, içimde büyütüp durduklarımı…
“Beni de gör” diyeceğim, sessizce.
“Ben de buradayım.”
Regaip gecesi bana şunu hatırlatıyor:
İnsan bazen çok yorulur. Taşıdıklarını kimse bilmez. Güçlü durdukça yalnızlaşır. İşte tam da o anlarda, gökyüzü eğilir insana. “Yükünü bırak” der. “Bir anlığına bile olsa bırak.”
Ben bu gece, kalbimdeki kırıkları saymayacağım.
Hesap tutmayacağım.
Sadece niyet ediyorum.
Biraz daha sabır, biraz daha merhamet, biraz daha adalet için…
Çünkü Regaip;
Umudun küllenmediğini,
Kapıların kapanmadığını,
İnsanın hâlâ aranmaya değer olduğunu fısıldar.
Bu gece, kendim için değil sadece…
Yorulan herkes için dileyeceğim.
Haksızlığa uğrayan, sesi kısılan, kalbi örselenen herkes için…
Allah, kalbimizi kendimize emanet etmeyecek kadar merhametli olsun.
Regaip gecemiz;
İçimize düşen karanlığı değil,
İçimizde kalan ışığı çoğaltsın.
MERSİN - FERDA BİLGİN
