Türkiye’nin eğitim tarihinde ve siyasi ahlakında "kazanılmış hak" kavramı hiç bu kadar istismar edilmemişti. Bugün "mağduriyet" ve "masumiyet" zırhına büründürülmek istenen tabloyu, gelin o dönemin gerçekleriyle, rakamlarla ve akademik kurallarla analiz edelim.
Puan Tablosu Yalan Söylemez
Ben 1989 yılında 389 Fen puanı ile Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’ni kazandığımda, Türkiye’de üniversite kapıları bugünkü gibi herkese ardına kadar açık değildi. O dönem her öğrenci, aldığı puanın hangi fakülteye yeteceğini, hangi sınırları aşamayacağını adı gibi bilirdi.
Ekrem Bey’in hikayesine baktığımızda ise karşımıza devasa bir uçurum çıkıyor. 386 puan ile Kıbrıs’ta özel bir üniversiteye kayıt yaptırıp, ardından 510 puan ile girilebilen Ege Tıp Fakültesi’ne "yatay geçiş" yapmak, akademik bir başarı değil; sistemin açıklarından faydalanan bir kurgudur.
Yatay Geçiş mi, Sistematik Hile mi?
O yıllarda yatay ve dikey geçişlerin sarsılmaz bir kuralı vardı: Denklik. Örneğin Erzurum Atatürk Üniversitesi veya Van Yüzüncü Yıl Tıp Fakültesi’nden Ege Tıp’a geçmek bile imkansızdı. Puanlar birbirine yakın olmalıydı. 10 matematik doğrusuyla, 40 matematik doğrusu isteyen bir bölüme sızmak, sadece o bölüme hakkıyla girenlerin emeğini çalmak değil, aynı zamanda toplumun adalet duygusunu infaz etmektir.
-
Gerçek şudur: Bu bir kazanılmış hak değil, gasp edilmiş bir haktır.
-
Sorumluluk: Bu geçişe imza atanlar ve buna göz yumanlar, bu usulsüzlüğün doğrudan ortağıdır.
İttihatçı Geleneğin "Makyajlı" Mirası
Bugün "Her şey çok güzel olacak" sloganlarının arkasına gizlenen bu zihniyet, aslında köklerini İttihatçıların o meşhur sahtelik ve manipülasyon oyunlarından alıyor. Ahmet Şık gibi isimlerin mahkeme salonlarında attığı sloganlar, tesadüf değil; tarihsel bir bagajın dışavurumudur.
Solun bir kesimi ve İttihatçı mirasın savunucuları, bugün bu diploma usulsüzlüğünü "gençlik hatası" veya "masumiyet" üzerinden aklamaya çalışıyor. Oysa diploma ile başlayan bu "gasp" kültürü, yarın ülkenin ve milletin yönetim kademelerinde nelerin habercisidir?
Sonuç: Hak Yerini Bulmalı
Gasp edilmiş bir hak ile yola çıkanların bu millete verebileceği hiçbir şey yoktur. Sahtekarlık, hile ve hurda ile elde edilen bir diploma, sadece bir kağıt parçası değil, bir karakter beyanıdır. Bu usulsüz geçişi yapanlar ve yaptıranlar hakkında yasal işlem yapılması, adaletin tecellisi için bir zorunluluktur. "Makyajlı" sözlerin ardındaki gerçekleri görmeli ve sormalıyız: Emek mi kazandı, yoksa hile mi?
