Güven İflas Ederse Adalet Ayakta Kalabilir mi?

Günümüzde "güvenmek", sanki modern dünyanın bir kusuruymuş gibi algılanmaya başlandı. Birine sorgusuz sualsiz güvenen kişiye "saf" gözüyle bakılan, toplumsal bilincin "ben kimseye güvenmem" kalkanı arkasına saklandığı bir dönemden geçiyoruz. Ancak asıl tehlike burada başlıyor: Güvenin bir suiistimal aracı, stratejik bir "taktik" haline gelmesi, toplumsal çürümeyi de beraberinde getiriyor.

Toplumda yükselen yeni değer yargısı, hedefe ulaşana kadar güven telkin edip, işi bittikten sonra gerçek yüze dönmek üzerine kurulu. "Güvenilir görün, zamanı gelince kullan" mantığı, sadece bireysel ilişkileri değil; kurumları ve devlet mekanizmalarını da sarsıyor. Oysa güven sadece karşı tarafın sorumluluğunda değildir. Sorgulamayan, "Neden bana bu iyilik yapılıyor?" diye sormayan zihniyet de bu suiistimalin sessiz ortağıdır.

Adalet, ancak ilkelerin inşa ettiği bir güven zemini üzerinde yükselebilir. Eğer bir toplumda güç adalete hükmetmeye başlarsa, oradaki ilkeler zayıflar ve sonunda yok olur. Karar vericiler; ricalara, siyasi taleplere, hemşericiliğe veya ekipçiliğe göre hareket ettiğinde, o sistemin adalet dağıtması imkansızdır.

Özellikle devletin veya büyük kurumların yönetiminde;

  • Alacağına şahin, borcuna sessiz kalan bir yapı,

  • Kendi koyduğu kurallara "istisna" adı altında sürekli delikler açan bir yönetim,

  • Güçlüye af, zayıfa yasa uygulayan bir çifte standart, güven duygusunu kökten dinamitler.

Ülkemizdeki en büyük handikaplardan biri, yasaların ve yönetmeliklerin en tepeden en uca kadar esnetilmesidir. "Güçlü birini bulursan cezadan kurtulursun" algısı yerleştiği an, adalet mefhumu bir tiyatroya dönüşür. Unutulmamalıdır ki; geç gelen adalet, adalet değildir.

Yeniden büyük ve saygın bir yapı inşa etmek istiyorsak, adaleti önce kendi içimizde ve toplumumuzda tesis etmeliyiz. Mevki ve makam yükseldikçe kuralları ihlal etme özgürlüğü değil, tam tersine sorumluluk ve hassasiyet artmalıdır.

Eğer devlet kendi sorumluluklarını zamanında yerine getirir, yöneticiler adaleti bozucu "ricalardan" sakınırsa; trafikten ticarete, sosyal hayattan siyasete kadar her alanda huzur hakim olur. İlkeli bir hayatı başardığımız gün, sadece güveni değil, geleceğimizi de geri kazanacağız.

YORUM EKLE