İslam dünyasının manevi ikliminde müstesna bir yere sahip olan Muharrem ayı, hem Hicri takvimin başlangıcı olması hem de bünyesinde barındırdığı Aşure Günü ile büyük bir öneme sahiptir. Ehl-i Sünnet Alimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker, bu mübarek zaman diliminin faziletlerini ve Müslümanlar için taşıdığı derin anlamları hatırlatıyor.
Muharrem Ayı: Faziletli Bir Başlangıç
Hadis-i şeriflerde, Ramazan ayından sonra oruç tutulabilecek en faziletli ay olarak işaret edilen Muharrem ayı, "haram aylar" statüsündedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bu ayın manevi ikliminden istifade edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Aşure Günü’nün Tarihi ve Manevi Önemi
Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure Günü, tarih boyunca birçok önemli hadiseye ev sahipliği yapmıştır. İslami kaynaklarda yer alan bilgilere göre bu günde;
Hz. Adem’in (a.s) tövbesi kabul edilmiş,
Hz. Nuh’un (a.s) gemisi Cûdi dağına ulaşmış,
Hz. Musa (a.s) ve beraberindekiler Firavun’un zulmünden kurtulmuş,
Hz. İsa (a.s) dünyaya gelmiştir.
Aynı zamanda bu gün, tarihimizin en hüzünlü hadiselerinden biri olan Kerbela faciasında Hz. Hüseyin Efendimizin şehadetiyle de hatırlanmaktadır.
Prof. Dr. Orhan Çeker'den Aşure Günü Tavsiyeleri
Prof. Dr. Orhan Çeker, Aşure Günü’nün bereketinden istifade etmek için şu hususlara dikkat çekmektedir:
Oruç İbadeti: Peygamberimizin sünnetine uyarak, Aşure günü ile birlikte öncesine veya sonrasına bir gün ekleyerek oruç tutulmalıdır.
Bereket Ritüeli: Aile bütçesinde ve evde bereketin artması için, Aşure günü gıda maddelerinden az da olsa alarak, bu ürünlerin yıl boyunca yenilenerek tüketilmesi tavsiye edilir.
Sosyal Dayanışma: Aşure çorbası pişirip komşularla paylaşmak, İslam toplumundaki kardeşlik ve paylaşma ruhunu pekiştirmektedir.