Güç Kavramının Yeniden Tanımı: Siyasi Cesaret mi, Makam Tutkusu mu?

Günümüzde "güç" denilince akla ilk gelen şey genellikle gösterişli makamlar, yüksek mevkiler ya da televizyon ekranlarında bitmek bilmeyen nutuklar oluyor. Oysa gerçek güç, ne siyasetin zirvesinde yer almakla ne de medya organlarında sürekli boy göstermekle ölçülür. Hakiki güç; rüzgarın estiği yöne göre değil, en zor anlarda en doğru kararı verebilme cesaretine sahip olmaktır.

Siyasetin "Güç" Sınavı ve Türkiye Solu

Bugün dönüp baktığımızda, özellikle Türkiye’deki sol ve sosyalist hareketlerin liderlik kadrolarında ciddi bir "güç" erozyonu yaşandığını görüyoruz. Rusya ve Ukrayna arasında patlak veren ve adeta 3. Dünya Savaşı’nın öncüsü niteliğindeki kriz, bu kesimler için bir turnusol kağıdı oldu. Maalesef istisnalar dışında (Vatan Partisi ve bazı kararlı gruplar gibi), Türkiye’nin sol aydınları, sanatçıları ve entelektüelleri bu süreçte stratejik ve doğru kararlar üretmekte sınıfta kaldılar.

Zayıf karakter yapısı ve nitelik eksikliği ile güçlü bir mücadele yürütülemez. Tarih, sadece "politik" davrananları değil, omurgalı duruş sergileyenleri yazar.

İran ve Bölgesel Dengeler: Kim, Kiminle Saf Tutuyor?

Bölgesel siyasetin bir diğer kritik noktası ise İran üzerindeki hesaplardır. İran’da rejim değişikliği hayalleri kuranlar, Kürt veya Beluç hareketlerini tetikleyerek sonuç alacaklarını sanıyorlar. Ancak bölgedeki asıl denklemi Türkiye kurar. Türkiye’nin bu noktadaki tavrı belirleyicidir.

İlginç bir paradoksla karşı karşıyayız: "Müslümanım" deyip mezhepçilik üzerinden Şia karşıtlığı yapanlar, "Solcuyum" deyip emperyalist ağızla İran rejimine saldıranlar ve "Milliyetçiyim" diyerek İran’ı Siyonizmle ilişkilendirenler... Farklı maskeler taksalar da hepsi aynı safta buluşuyor. Bu saflaşmanın arkasındaki asıl siluet ise ABD ve İsrail’den başkası değildir.

Türk Devlet Aklı ve Sahadaki Gerçeklik

Resmi makamlardan gelen "orta yollu" açıklamalara takılıp kalmamak gerekir. Türk siyasetini ve devlet aklını anlamak isteyenler için altın kural şudur: Türkün ne söylediğine değil, ne yaptığına bakın.

Eğer Türkiye, Siyonist planlara hizmet ediyor olsaydı, bunu diplomatik söylemlerde değil, bizzat sahadaki operasyonlarda görürdük. Türkiye bugün İran içindeki "bam tellerine" dokunmuyor, aksine stratejik bir sükunet ve akılla hareket ediyor. Türk devlet aklını okuyabilenler için bu sessizlik, aslında çok şey anlatıyor.

Eryiğit Eryiğit hocamızın paylaşımlarına gelen yorumlar vesilesiyle bu gerçekleri hatırlatmak elzem oldu. Doğru kararlar, rüzgara karşı durabilenlerin harcıdır.

YORUM EKLE