Bugün Orta Doğu’da yükselen dumanlar, sadece bölgesel bir çatışmanın değil, yüzyıllık bir paylaşım savaşının yeni perdesidir. Herkes "İran ile savaş kapıda mı?" sorusuna odaklanmışken, asıl büyük resmi ıskalıyor: Hedef tek başına İran değil; hedef, Basra Körfezi’nin anahtarını ele geçirmek ve orada kalıcı bir imparatorluk kurmaktır.
Enerji Koridorları ve Siyonist İttifak
Dün Venezuela’nın petrol rezervlerine göz diken küresel güç odakları, bugün gözünü Arap Yarımadası’nın zenginliklerine dikmiş durumda. Karşımızda sadece bir devlet değil; ABD’nin güvenlikçi kanadı, devasa küresel sermaye ve enerji baronlarının oluşturduğu bir yapı var. Bu yapı, Siyonizmin koruması altında doların hakimiyetini sürdürmek, kripto para sistemlerini bu kaynaklar üzerinden kurgulamak ve dünyanın tüm yeraltı madenlerine el koymak için düğmeye bastı.
Üç Büyük Güç İçin Kritik Eşik: Türkiye, Rusya, Çin
Eğer Türkiye, Rusya ve Çin bu süreci sadece birer "seyirci" gibi tribünden izlerse, büyük bir stratejik hata yapmış olacaklar. "Biz de güvenlikçi taraftayız, Trump ile uzlaşırız" yanılgısına düşmek, Hürmüz Boğazı’nı ve bölgenin geleceğini altın tepside sunmaktır. Unutulmamalıdır ki; Venezuela’da başlayan geri çekilme süreci, burada bir teslimiyete dönüşürse, bu üç büyük güç de kendisini bir anda Siyonizmin boyunduruğu altında bulabilir.
Mezhep Savaşları ve Algı Yönetimi
Bugün İran yönetimine dair haklı eleştirileriniz olabilir; ancak bölgedeki rezervlerin yağmalanması bambaşka bir ajandadır. Bazı "sahtekar solcuların" İran’ın bitişini alkışlaması ya da bazı "muhafazakar ve Sünni çevrelerin" mezhepsel hırslarla bu savaşa sessiz kalması, Siyonizmin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.
Bu çevrelerin "İran ne hali varsa görsün" demesi, Siyonizmin kucağında "Allahu Ekber" nidaları atmaya benzer. Siyasi veya dini farklılıklar, coğrafyamızın topyekün sömürülmesine gerekçe yapılamaz.
Sonuç: Kölelik mi, Özgürlük mü?
İslam alemi bu gevşek tutumuna devam ederse, yarın karşımıza çıkacak olan gerçek, Siyonizmin kulu ve kölesi olmaktır. Dikkatli olmak zorundayız; yarın Cuma namazlarını hahamların kıldırdığı, "Allahu Ekber" nidalarının altında "Siyonekber" gerçeğinin yattığı bir dünyaya uyanmamak için bugün uyanık olmak zorundayız.
Unutmayın; büyük hedef İran değil, tüm insanlığın ve coğrafyamızın özgürlüğüdür.
Haydi... Allah'a emanet olun!