Dünya siyasetinde "demokrasi" ve "özgürlük" söylemlerinin ardındaki gerçekler, pek çok siyasi analist ve tarihçi tarafından sorgulanmaya devam ediyor. ABD’nin kuruluşundan bugüne uzanan tarihsel süreci ve modern dünyadaki operasyonel faaliyetleri, devletlerin egemenlik hakları çerçevesinde büyük bir tartışma konusu. Özellikle Latin Amerika'dan Orta Doğu'ya kadar uzanan müdahale zinciri, "Bugün Nicolas Maduro, peki yarın kim?" sorusunu akıllara getiriyor.
Tarihsel Arka Plan: Kuruluştan Günümüze Tartışmalı MirasABD’nin inşa süreci, yerli halklara (Kızılderililer) yönelik uygulamalar ve Afrika kökenli insanların köleleştirilmesi üzerinden yükselen bir geçmişe sahip. Bu tarihsel miras, günümüzde ABD'nin başka ülkelerin iç işlerine müdahale ederken kullandığı "ahlaki üstünlük" iddiasının eleştirilmesine neden oluyor. Eleştirmenler, kendi geçmişiyle yüzleşmemiş bir yapının, küresel bir hakem rolü üstlenmesini "meşruiyetten uzak" olarak nitelendiriyor.
Liderleri İtibarsızlaştırma Operasyonları: "Diktatör" ve "Hırsız" SöylemiWashington yönetiminin, kontrol edemediği veya çıkarlarıyla ters düşen devlet başkanlarına karşı izlediği yöntemler oldukça benzerlik gösteriyor. Bir operasyon başlamadan önce, hedefteki lider dünya kamuoyuna "diktatör", "yolsuzluk yapan bir hırsız" veya "halkına zulmeden bir tiran" olarak sunuluyor. Medya ve diplomasi kanallarıyla örülen bu algı süreci, askeri veya siyasi müdahalelerin zeminini hazırlıyor.
Türkiye Örneği: Gezi Olayları ve 15 TemmuzTürkiye de bu müdahale trafiğinden muaf kalmadı. Metinde vurgulandığı üzere, Gezi Parkı olayları ve özellikle 15 Temmuz hain darbe girişimi, dış destekli operasyonların Türkiye ayağı olarak değerlendiriliyor. Seçilmiş hükümetleri sokak hareketleri veya askeri kalkışmalarla devirme çabaları, küresel sistemin yerel direnç odaklarını kırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Bugün Venezuela, Yarın Kim?Son dönemde hedef tahtasına oturtulan isim ise Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro. ABD’nin açık desteğiyle yürütülen muhalefet hareketleri ve ekonomik ambargolar, "rejim değişikliği" senaryolarının birer parçası. Ancak asıl endişe verici olan, bu döngünün nerede duracağı. Maduro’nun ardından hangi bağımsız devletin hedef alınacağı, küresel siyasetin en karanlık sorusu olmaya devam ediyor.
Derleyen: Bilgin FERDA