Mersin Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | habermersin.com
2026-01-10 02:20:24

DEVLET AKLI, MİLLETİN ALIN TERİYLE YAN YANA

Bilgin FERDA

bferda@habermersin.com 10 Ocak 2026, 02:20

Bazı metinler vardır; satır aralarında siyaset değil, sorumluluk taşır.

Bazı çağrılar vardır; alkışa değil, omuz vermeye ihtiyaç duyar.

Sayın Mustafa Sever’in farklı tarihlerde yaptığı ve bugün yeniden önümüze konulan değerlendirmeler tam olarak böyledir. Popülist bir vaadin değil, bilimsel veriye dayalı bir yol haritasının adıdır.

Bu metinleri okurken şunu açıkça görüyoruz:

Ortada bir “ürünümüz para etmiyor” yakınması yoktur.

Ortada, neden etmediğini anlatan ve nasıl edeceğini gösteren bir reçete vardır.

Üstelik bu reçete hamasetle değil; rakamla, rekabetle ve dünya gerçekleriyle yazılmıştır.

MESELE KAYISI DEĞİL, ZİHNİYET MESELESİDİR

Dünya erkenci sofralık kayısı üretimi hızla artmaktadır. Özbekistan örneği ortadadır. Hasat dönemi bizimle aynı tarihlere denk gelen bu ülkenin üretimi 100 bin tondan 600 bin tonun üzerine çıkmıştır. Böyle bir tabloda hâlâ yalnızca “bizim ürünümüz daha kaliteli” demek, gerçeği ıskalamaktır.

Sayın Sever’in ısrarla altını çizdiği nokta nettir:

Artık kalite tek başına yetmemektedir.

İzlenebilirlik, zirai ilaçta bilimsel disiplin, soğuk zincir, standartlı paketleme ve güçlü kooperatifleşme olmazsa olmazdır.

Bu artık bir tarım meselesi değil; doğrudan doğruya bir akıl, rekabet ve vizyon meselesidir.

BİRLİK OLMADAN BEREKET OLMAZ

Bu yol haritasında görev tek bir kuruma değil, Mut’un tamamına düşmektedir.

İlçe Tarım Müdürlüğü’nden Ziraat Odası’na, Ticaret Odası’ndan ziraat mühendislerine, üreticiden ihracatçıya kadar herkes bu zincirin bir halkasıdır.

Ancak bir şartla:

Bir olmayı başarabilirsek.

Çünkü bu çağrı bireysel kurtuluş çağrısı değildir.

Kooperatifleşme vurgusu bu yüzden hayati önemdedir.

Soğuk hava deposu olan, eleme–boylama–paketleme altyapısına sahip, AB kriterlerini bilen ve uygulayan bir yapı kurulmadan bu yarış kazanılamaz.

Devlet bu noktada geri durmamaktadır.

%70’lere varan kırsal kalkınma hibeleri, tarımsal krediler, yer tahsisi ve yatırım teşvikleri masadadır.

Yani mesele imkânsızlık değil; irade meselesidir.

AKIL TERİNİ ALIN TERİNE KARIŞTIRMAK

Bu topraklar Yörük toprağıdır.

Yörük olmak yalnızca göç etmek değildir; yük almaktır, sorumluluk almaktır, zor zamanda kaçmamaktır.

Yörük olmak, devlet büyüğü olunduğunda dahi toprağın kokusunu unutmamaktır.

Devlet dediğiniz şey yalnızca makamlar ve binalar değildir.

Devlet, sabah gün doğmadan tarlaya giren çiftçinin nasırlı elidir.

Devlet, sırtındaki yükle pazara inen üreticinin sessiz sabrıdır.

Gerçek devlet büyüklüğü ise;

o nasırlı el ile karar veren aklın aynı vicdanda buluşabilmesidir.

“Akıl terini alın terine karıştıracağız” sözü bu yüzden süslü bir cümle değil, ağır bir sorumluluktur.

Masa başında üretilen bilginin, tarlada dökülen terle yan yana gelmesi demektir.

Devlet aklının, milletin alın terine yukarıdan bakmadan, onunla aynı hizaya inebilmesidir.

Bu kolay değildir.

Çok okumayı, çok dinlemeyi, eleştiriye açık olmayı, gerektiğinde alışkanlıklardan vazgeçmeyi ister.

Bazen doğruyu söylemenin bedeli alkışsız kalmaktır.

Bazen de insanın bulunduğu yerle durması gereken yer arasındaki mesafeyi fark etmesi can acıtıcıdır.

Ama şurası kesindir:

Milletin alın terine temas etmeyen hiçbir akıl, bu topraklarda karşılık bulmaz.

SEZAR’IN HAKKI SEZAR’A

Bugün Mut’ta konuşulan ihracat rakamları bir günde ortaya çıkmış değildir.

2004 yılında atılan stratejik adımların, sürdürülen politikaların ve vazgeçilmeyen bir vizyonun sonucudur.

Bunu teslim etmek;

ne bir siyasi tarafgirliktir

ne de bir övgü yarışıdır.

Bu, hakkı sahibine teslim etmektir.

Koltuk yarışından önce hizmet yarışını esas alanların bu ülkede çoğalması gerektiğine inanıyorum.

Bilgi ve birikimini insanlığa hizmet için ortaya koyan, devlet tecrübesini milletin sofrasına koyabilen anlayışlar bu yüzden kıymetlidir.

Umudumuz şudur:

Alın terini milletin alın teriyle birleştiren Goca Yörüklerin nesli daim olsun.

Kıstas yalnızca Yörük olmak değildir.

Acemiyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Türküyle, Kürdüyle tek millet olabilmek;

tek milletin derdiyle dertlenebilmektir.

Bu ülke;

anaların duasında,

çiftçinin nasırlı elinde,

üreticinin umudunda yer alanları unutmaz.

Bugün Mut için söylenen bu sözler yarın başka memleketler içinde yol gösterici olacaktır

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.