Mersin’in incisi Aydıncık, eski adıyla Gilindire, 1960’lı yıllarda 300 nüfuslu küçük bir kıyı köyüyken, bugün tarımın ve tarihin iç içe geçtiği bir ilçe konumunda. Ancak bu dönüşümün arkasında; deniz taşımacılığının bitişi, bir muhtarın vizyonu ve ODTÜ’lü gençlerin emeğiyle yazılmış devasa bir başarı hikayesi yatıyor.
Denizden Toprağa Uzanan Kader Değişimi1960’lı yıllarda ulaşımın sadece deniz yoluyla sağlandığı Gilindire’de hayat, 15 günde bir uğrayan gemilere bağlıydı. Karayolu inşaatıyla birlikte liman misyonunu kaybeden köy, işsizlik tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Ancak "bir kapı kapanırken diğeri açılır" sözü, Gilindire için Soğuksu projesiyle gerçek oldu. Süleyman Demirel’in temellerini attığı sulama kanalları, köyün kaderini denizden toprağa çevirdi.
Muhtar Haceli Yıldırım ve ODTÜ DayanışmasıKöyün genç ve cevval muhtarı Haceli Yıldırım, sulama projesini bir tarım devrimine dönüştürdü. Yayla köylerinden getirdiği çiftçilerle "turfanda sebze" üretimini başlatan Yıldırım, ürünleri pazarlamak için rotayı Ankara’ya çevirdi. O dönem ODTÜ’de öğrenci olan Mehmet Yıldırım’ın aracılığıyla ODTÜ Fikir Kulübü ile tanışan muhtar, Türkiye’nin ilk tarımsal kooperatiflerinden birinin temelini attı.
"Ankara Halinde Kokusuyla Satılan Domatesler"Gilindire’nin bakir topraklarında yetişen domatesler o kadar lezzetliydi ki, Ankara haline giren kamyonlar kokusundan tanınıyor ve dakikalar içinde tükeniyordu. Bu ekonomik sıçrama, büyük bir göç dalgasını beraberinde getirdi; nüfus hızla artarak 7 binlere ulaştı. Köy statüsünden çıkan Gilindire, Aydıncık adıyla ilçe oldu.
Akademik Bir Dokunuş: Taş Ortaokul ve İmar PlanıAydıncık sadece tarımla değil, eğitim ve mimariyle de parladı. ODTÜ Mimarlık ve Şehir Planlama bölümü öğrencileri, yaz stajlarında bizzat çalışarak Aydıncık Ortaokulu’nu inşa ettiler. Esat Turak önderliğinde hazırlanan koruma imar planı, ilçeyi döneminin en planlı yerleşimlerinden biri haline getirdi.
Sitem Dolu Sonuç: Geçmişe Sahip ÇıkamamakBugün gelinen noktada ise bir hüzün hakim. Mehmet Yıldırım, yazısında Aydıncık’ın son 70 yıldır bir duraklama dönemine girdiğini vurguluyor:
"ODTÜ’lü öğrencilerin el emeğiyle yaptığı o tarihi taş okul yıkıldı, yerine betonarme bir bina yapıldı. Kasabanın kaderini değiştiren Haceli Yıldırım’ın adı ise ne yazık ki hiçbir yerde anılmıyor."
Geçmişine sahip çıkamayan toplumların geleceğini inşa edemeyeceğini hatırlatan bu hikaye, Aydıncık’ın hem bir başarı öyküsü hem de bir koruma bilinci dersi olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Haber: Mehmet YILDIRIM / AYDINCIK